sala samobojcow etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sala samobojcow etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Eki 2012

Suicide Room / Yaşamak istemiyorum!

Ölmeyi istediğinizi düşünün.
Hayatınızda kendi adınıza tek isteğinizin 'ölüm' olduğunu.
Bu film ölümü soğukkanlılıkla bekleyen insanların öyküsü.
Onlar bizim kadar dayanıklı değiller ve belki yaşadıkları en ufak olayda bile, porselen bebekler gibi binlerce parçaya ayrılıyorlar.
Bu kocaman dünyadan istedikleri tek şey ise
hayatlarına son vermek..




Suicide Room'a hoşgeldiniz.
Burası istediğin her kişiliğe, her görünüme sahip olabileceğiniz yer.
Olmak istediğiniz kişi olun.
Ve sonunda ölümü tadın...



Korku filmi değil merak etmeyin. Tamamen piskoloji üzerine kurulmuş konuya sahip, polonya yapımı bir film intihar odası. Aslında nasıl anlatırım biraz düşünceler içerisindeyim çünkü gerçekten çok değişik bir filmdi ve beni bir o kadar etkiledi. Öncelikle oyunculuğun mükemmel olduğunu söyleyebilirim, hele Jakub adlı yakışıklı şahsiyet gerçekten döktürmüş. Onunla ilk defa bu filmde karşılaştım zaten yeni bir oyuncu, bir iki yapımda yer almış ancak kesinlikle gelecek vaat ediyor!! Yakışıklılığı ise...ehem ben şimdi kısaca konusunu yazayım da çünkü bir başlarsam Yakub'u övmeye konuya giremem hehe

Filmin esas adamı Dominik arkadaşlarıyla takılmayı, alem yapmayı seven biri. Ancak gerçekte o kadarda mutlu ve eğlenceli bir çocuk değil. Kendini yalnız hissediyor ve bunu sadece kendi içinde yaşıyor. Bir gün hayatını tamamen altüst eden bir öpücük sonunda, internet denilen kafeste kendi yalnızlığını ve acılarını paylaşan biriyle tanışıyor. Ama bu oldukça sıra dışı bir kız ve istediği tek şey ölüm...



Dominik gerçekten şaşırtıcı bir karakterdi. Açıkcası onun gerçekten ne istediğini anlayamıyorsunuz. Kişilik arayışı içindeki bir genç veya aptal bir adam diyebiliriz; ama her şeyden önce Dominik ne istediğini bilmiyordu bana göre. Bir çok insanla tanıştım, iyi bir hayatları olmayan ama mutluluk içinde yaşayan insanlar... Hayatları mükemmel olan ama asla mutlu olamayan insanlarda dahildi buna. Dominik kesinlikle bu ikinci insan türündendi. Arkadaş kazığı yediği de bir gerçek ancak genede kendini deli gibi bunalıma sokmasına gerek yoktu. Açıkcası ben olsam intikamım o kadar hafif olmazdı diyorum ama dediğim gibi gene ortaya Dominik'in esas karakteri çıkıyor. Yani onu ben gibi düşünerek baştan hata yaptığımı anlıyorum. O tamamen farklı kırılganlığa sahip...




Filmde doğal olarak en sevdiğim şey Sylwia ile olan ilişkisiydi. İlk başta arkadaşlık gibi görünse de onların birbirlerine olan bağlılığı gün geçtikçe artmıştı. Sylwia onun belki hayatındaki en doğru seçimi olmayabilir; ancak onun gerçekten bağırmasına ve ben mutsuzum demesine cesaret verdi. En sevdiğim sözü de oğlana' Ödlerini kopart! Terörist ol. Artık sen bir teröristsin.' dediği yerdi. Kısacası Dominik'e intikamını almasını söylüyordu. Tabi bu intikam sizin düşündüğünüz gibi ağzını yüzünü kırmak değilde, gidip soğuk kanlılıkla onlara yıkılmadım ayaktayım mesajını vermekti. Dimdik yürüyerek önlerinden geçmek ve umursamaz bir yüzle suratlarına bakmak. Ah o an Dominik ne kadar havalıydı. Hala o yürüyüş sahnesi gözümün önündedir.


Slywia ile tanışınca kızımız onu intihar odası adlı, chat odası tarzı bir yere üye yapıyor. Kurucusu kızımızın ta kendisi. Burada hangi kılığa istersen girebiliyor ve istediğin kişiyle diyalog kurabiliyorsun. Ama herkesin ortak özelliği ölmek istemeleri. Aslında bana göre hepsi normal hayatlarındaki yalnızlıklarını bu odada azda olsa dindirmeye çalışıyor. Burada kendilerin neredeyse evlerinde gibi hissediyorlar. Bu bence yönetmenin internete olan bakış açısını göstermek için yarattığı bir objeydi. Sonuçta bizde o durumda değil miyiz? Yani neredeyse günün 24 saati o aptal kutusunun önünde geçiyor ve nasılsa oraya bağımlı kalıyoruz! 
Kısacası İntihar odasını sevdim. Daha doğrusu oradaki görüntüleri sevdim. Animasyon tarzı bir görsellik sunmuş yönetmen ve bu durum az da olsa filmi gerçekliğinden soyutladı bizi. Karakterlerin çizimleri de acayip güzeldi söylemeden geçmiyim. İkilinin oradaki diyalogları da gerçekten güzeldi...


Daha fazla nasıl pek açık olmadan anlatabilirim bilmiyorum. Tekrardan söylemiş olacağım ama ikiliyi çok sevdim. Birbirleriyle paylaştıkları şey çok gerçekti ve bilgisayar ekranından da olsa hissettirdi. Özellikle birlikte uyudukları zaman. İzleyince görürsünüz 'bilgisayar üzerinden konuşan iki insan nasıl birlikte uyumuş gibi olurlar?' sorusunu. Çok şeker bir sahneydi açıkçası ve hatunun o karanlık ekrandan seçilemeyen suratını bütün aydınlığıyla gördüm. Çok güzel hatunmuş vesselam! Pembiş dağınık saçlarını da ayrı bir sevdim. Çok tatlı.


Hazır yazının sonlarına gelirken oğluşuma değinmeden geçemeyeceğim.



Bu adam normalde öyle filmdeki gibi ahım şahım çekiciliği olmadığı halde neden bu filmde dibimi düşürecek kadar tatlıydı diye soracak olursam kendime; sanırım o normalde sapsarı olan saçlarını simsiyaha boyatması ve emo tarzından dolayı derim herhalde. Aslında film biraz günümüz emolarının bakış açısıyla anlatılmış. Esasta ülkemizde bu olayın cılkını çıkarsalar da gerçek emo akımı tam anlamıyla Dominik gibi karakterler demektir. İçine kapanık, değişik ve sürekli ölüm gibi soğuk bir ruh haliyle takılan tipler. Bu karakteri de harbi harbi oynamış çocuk. Hatta ayakta alkışlamak istedim sıra sıra kendisini çünkü gerçekten çok iyi bir oyunculuk sergilemiş. Öyle ki ağladığı sıralar oturup benimde ağlayasım geldi, o maviş maviş gözlerinden akan iki damla yaş bile adamı öldürür abicim! (bkz: Mavi göz takıntısı olan kız) hehe 
Kısacası gerçekten çok tatlı bir çocuktu ve emo tarzına duyduğum önlenemez sevgiyi bir kere daha depreştirdi. Kim ne derse desin, dalga geçerlerse geçsinler abicim biz Kore severler emo stili saçlara alışık ve aşığız zaten.Birde böyle pircingli mirsingli, maviş maviş gözlü olursa benim için tadından yenmez! Yazımı sonlandırırken mümkünse izledikten sonra izlemenizi önereceğim bir videoyu paylaşmak istiyorum. Şarkıyı da ayrı bir severim ve bizim ikiliyi de çok güzel sergilemiş. Mutlaka izleyin ama, filmi izledikten sonra! Çünkü fazlasıyla spoiler içeriyor..




Evet efendim geldik bir film yazımızın sonuna daha. Açıkçası ben çok beğendim. Biraz indirmesi zor bir film yani torrent yoluyla bulup ayrıca alt yazısını da indirip izlemeniz lazım ama bu uğraşa değeceğini düşünüyorum. Sonunda çok iyi bir oyuncuyu ve güzel sahneler barındıran, akılda kalıcı bir filmi edinmiş olucaksınız. İzlerseniz şayet yorum atın lütfen. Görüşlerinizi merak ediyorum ^^






Bu dünya ölüyor.
Bu dünya bizi hak etmiyor
Bizim gitmek zorunda olmamızın sebebi bu..


Selam! Wattpad hikayeme göz gezdir ---> Kralın Kalbi





.................................................................................