28 Ağu 2012

A Gentleman's Dignity / Kaderin kırmızı ipi...

Ajussilerle dolu bir dizi miii?? 0.0
                       Ajussi sevmem ki ben! -_-
Oppa isterim oppaa!! *o* '
 mı diyorsunuz? 

Bence bir daha düşünün...


Evet efendim geldik güzel bir k-drama yazımıza daha.İlk başta klasik bir B.o.f ve ilerki yaş sendromlu ajussiler gibi gördüysemde  onları, yaşlarına başlarına bakmadan çocuklaşabilen bir 4'lü oldular dizi boyunca.Çok güldüm, hüzünlendim, ağladım ve kahkaha attım.Sevdim ben bu diziyi.Evet büyük, çok büyük beklentilerle izlemiştim (malum senaristi Secret garden gibi bir dizinin senaristi olunca..) Tabiki de o beklentimi az çokta olsa karşıladı.Kötü değildi veya vasat.Ama genede bana Eun sook unninin bütün yazma gücünü Secret'a verdiğini kanıtladı kısacası.Dizi kötü değildi, benim beklentilerim çok büyüktü o kadar.

Aslında öyle pek konu olabilecek bir şey yok.Yani entrikaya, yalana dolana maruz kalmış bir dizi değil.Komik, eğlenceli, sıcak, samimi..Onun dışında bir adet Beyzbol hakemi kızımız var.O birine aşık ama platonik.Daha sonra kader onu başka bir adamla karşılaştırıyor.İlk başlarda ona karşı bir şey hissetmese ve diğer adamdan kopamasa da zamanla diğer oğlumuza abayı yakıyor ve olaylar bu şekilde gelişiyor.Platonik aşık olduğu adam ve sonradan aşık olacağı adam çok yakın arkadaşlar.Gelin gerisini siz düşünün...


İlk karşılaşmalarında oğlan onu pencere arkasından görüp aşık olsada ikinci karşılaşmaları çok tatlıydı.Çoğu bilmez ama o kırmızı ip davası çok eski bir mittir.Çin miti.Daha sonra asyanın her yanına yayılmış bir efsane diyebilriz.Önce onunla ilgili ufak bir anlatım yapıcam sonra konuya dönücem.

Kaderin kırmızı ipi adında bir inanış vardır.Bu inanışa göre; Tanrı her insanın ayak bileklerine -bu japonyada serçe el parmağı olarak geçiyor- kırmızı bir ip bağlar ve kaderleri birleşecek insanları bu ipler sayesinde bağlarmış.İp esner, kör düğüm olur ama asla kopmazmış.Bu ip sayesinde iki insan birbirinden kilometrelerce uzakta olasalar da, birbirlerinden delice nefret etseler de en sonunda mutlaka birleşirlermiş... 



Kendi elcağazımla uğraşıp shopladığım resmi geçtikten sonra ikilinin aşkı konusunda güzel bir gülümseme edinmişsinizdir diye umuyorum.Ben ki bu kaderin kırmızı ipine takıntılı ve aşık biri olarak bu dizide böyle güzel işlenmesine ayrı bir hayranlık duydum.Öyle ki bu dizisinden sonrada senarist hanımla aynı kafada olduğumuz düşüncesine iyice girmiş bulunmaktayım.Herhalde o yazmasa 1 2 yıl sonra ben o tarz bir şeyler çıkarmış olabilirdim hehe Ajussimiz de Kim jo won vari bir şeydi.Çok güldürdü beni ve çok sevdim onu.Sanki Hyun bin havaları sezdim gibi olsa da ara ara, genede kendine özgü bir espri anlayışı vardı diyebilirim.Farklıydı Hyun oppadan, onunda yaşı dolayısıyla olduğunu düşünüyorum.


Dizide bu ikilimizin aşkı dışında tabiki sevdiğim başka çiftlerde oldu.Hatta öyleki bizim ikiliyi bırakıp diğer 2lilere nolucak diye merakla bekledim.Hatta onların sonunu bile daha çok merak ettim.Kendinden yaşça büyük olan ajussiyi seven kızımız.Onu seven ajusssi.Para annesi ve genç biriyle evli hatun.Çapkın kocası.Güvenemediği evliliği.Merak ettiğim sonları.Bütün ilişkiler çok güzel işlenmişti ve hepsinin sonunu ayrı bir merakla bekledim.Şimdi onlar hakkında da konuşmak istiyorum aslında ama spoiler vericem bayaca.O yüzden kısaca oyunculuklar çok iyiydi senaryo çok iyiydi resmen onların içinde bizde yaşadık olayları diyebilirim.Para annesi ajummaya çok üzüldüm.Bir ağlama sahnesi var hatırlarsınız sonlara doğru orda resmen ağlattı benide nasıl bir rol yeteneğidir o bacım! Ayakta alkışladım bu kadar iyi bürünür o anki duyguya! O karakterde paranın ve yakışıklı genç kocanın bize mutluluk getirmeyeceğini öğretti.Önemli olan karşılıklı sevgi ve manevi zenginlik.



Diğer çifte gelirsek bilmiyorum hala kızın kendinden 17 yaş büyük bir adama aşık olmasını algılayamıyorum..Ancak birleşmelerini istediğim doğrudur.Çok seviyorlardı.Çaresizlerdi.Ve kızın sonuna kadar çaresizce adamın peşinden koşması hıçkıra hıçkıra ağlaması beni de ikna etti sevgisine.Belkide aşkın o yönünü anlayamıyordum, bu ikiliyi değil.Adamında ondan kalır yanı yoktu.Hem kardeşi gibi gördüğü adamın kız kardeşi, hem kendinden 17 yaş küçük.Zor bir tabloydu.Aşılamayacak bi dağdı.







Bu 4 ajussi (kısacası F4 ) beni oldukca güldürdü ve kıskandırdı.Neden kıskandırdı derseniz aralarındaki bağ çok güçlüydü ve arkadaştan öte kardeş gibiydiler.Ama hepsinden öte çapkındılar! :D Çok güldüm o sahnelere. 
(bkz: alttaki resim.)



Kısacası çok tatlıydı hepsi.Kızı annesinin kırıklarından kurtarmaya gittiklerinde yaptıkları şu cengaverce aama bir o kadar komik masaya tekme sahnesi ve ajussinin küfürbaz tarafı..Allahım gülmekten ölmüştüm o bölüm heheheheh 




Küfürbaz ajussi, çapkın ajussi, soğuk ve inek ajussi, yakışıklı ve kibirli ajussi.Hepsini çok sevdim ben.Bir ara onları tekrar izlemeyi boynumun borcu bilirim efendim.Ben dizileri pek ayrıntılı anlatmayı sevmem bu yüzden ayrıntılı anlatmadım bunu da.Ancak izleyin.İzlemesseniz çok şey kaybedersiniz.Gülmek ve stres atmak için birebir bir dizi Gentleman's.Bir de oldukça yakışıklı 2 çıtıra da sahip.Birini Cn Blue'dan gayeeet iyi tanıdığınıza eminim  ♥ _♥ 
Ahyşş Jong hyun..






Ben derim ki;
İzleyin, izlettirin....





Selam! Wattpad hikayeme göz gezdir ---> Kralın Kalbi




.................................................................................





26 Ağu 2012

Mim: Devam Etmesini İstediğiniz Filmler, Animeler ve Diziler..



Evet efendim ilk defa mimlenmenin garip heyecanı ve şaşkınlığı içindeyim.Irmak Asya Tutkunu sağolsun beni mimlemiş ve ilk deneyimimi yaşamış oldum sayesinde.Kumowoo canımm ^^ 


Irmak gibi bende Gentleman's Dignity yazım aşamasındayım ama nedense yazdığım şeyler hiç hoşuma gitmeyip silip duruyorum sürekli.Kelime kurma özürlüsü olmuşum gibi geldi bıraktım sonradan O_o Hala taslak şeklinde durmakta.Hadi hayırlısı o malum ilham mı gaz mı neyse o gelirse devam ederim elbet.Neyse uzattım üstteki resimde göründüğü üzre bidenecik Harumamdan Fightiingg! 'i aldığıma göre başlayabilirim mim yazımaaa! :)

Devam Etmesini İstediğim Filmler...

Çok düşündüm bunu.Dizi anime falan kafamda var ancak film diyince bayaa düşünmem gerekti.Devamını istediğimden çok, keşke böyle bitmeseydi dediklerim var aslında.Zaten devamını istediklerimin de devamları geldi :D Ben genede 2.filmi olsa fena olmazdı diyerekten 1-2 film paylaşabilirim sanırım..


~ My Mighty Princess ~


Evet evet Min ah'ın ta kendisi :D Çok severim ben bu filmi, bir kere çok eğlenceliydi.2, fantastik yanını sevmiştim ki gayet güzel işlenmiş.3, oğlanlar oldukça yakışıklı.Ee daha ne? Kesinlikle izlemelisiniz.Hatta ben bunun yazısını yazayım bir ara neden şimdiye kadar yazmadığıma şaşıyorum zaten.Her neyse efem.Kısacası sonunda bütün olaylar çözülmüş olsa da 2.bir film çekilip onda da birilerinin peşine düşebilirlerdi, ekip olabilirlerdi.Yani sevgili ekibi gibi ahiahi.Gene atışmalarını falan izlerdik güzel olurdu :/


~ Undiscovered ~


Hımm neden Undiscovered? Aslında 2.filmlik bir konu barındırmıyor içinde ancak ben o güzel müziklerden, o güzel oyunculara kadar hepsini tekrar izlemek isterdim.Steven'ı ayrıca izlemek isterdim.Adam bildiğin taştı ya! O giydiği dar deri pantolonu, sahnede -üstsüz -uzun ıslak saçlarını sallarken kendinden geçmiş biçimde şarkı söylemesi.Gözlerim o sahnelerde ayrı bir açıldı söylemeden geçemiciim.Tekrar izlemek isterdim.Tekrar dinlemek isterdim o müzikleri..
Sözleri de oldukça güzeldir ;)


 ~ Queen Of The Damned ~



Hey gidi be ya.Lanetliler kraliçesi benim çocukluk filmim gibi bir şeydir.Daha doğrusu Anne Rice benim efsanevi yazarlarımdandır.Onunla büyüdüm gibi bir şey.Şimdi cıvıklaşan vampir kültünü zamanında bana sevdiren yegane insandır kendisi.Ondan etkilenip bende bir vampir romanı yazmak istediysem de yaşım dolayısıyla hep ertelemiştim.Şimdi ise asla girmem o külte diyorum.Maymun ettiler oyuncak oldu güzelim vampirler.Ne diyim sonu tamamen bitirilmiş olsa da bir şekilde 2.film yapılırdı diye düşünüyorum.Ama yapılmadı ve yapılmayacak.Aslında bir yanım onun tek ve özel kalmasını istemiyor değil.İzlemenizi tavsiye ederim.Zamanında 18356 kere izlesem de hep aynı güzelliği var bende.Ayrıca çok güzel bir soundtrack'a sahiptir söylemeden geçmiyim.Aaliyah ve Stuart'ın oyunculuğuda göz doldurucu!
Bu arada Aaliyah'ın ruhuna da bir fatiha okuyalım.Malum filmden hemen sonra öldü kadıncağız :(

Devam Etmesini İstediğim Diziler...


 ~ Princess Hours - Goong ~




İlki tabi ki düşlerimin prensi.İlk kore dizim olmasının dışında ayrı bir yeri vardır onun.O tarz damak tadına sahip bir dizi bulmak zor oluyor artık.Özledim de bir yandan.Hatırlarım bilmem kaç kere tekrar izlemiştim onları.Hey gidi hey.İlk kore aşkım Ji hoon'u hala unutmam.Adam uyuşturucu ayağına silindi gitti.Gerçi yeniden dönüyor diyorlar ama bakalım umarım tekrardan onu dramalarda görürüz.Neyse 2.sezon mesajları vererek bitmişti dizi zaten.Neden 2.sezon yapmadılar anlamadım.Baya bir ümitle beklemiştim oysaki... :( Hala içimden bir yer beklemekte...

~ Yamato Nadeshiko Shichi Henge ~




Mangası hala devam ediyor -hatta editörlerinden biriyim- ama neden bu diziye bir 2.sezon getirilmedi anlamıyorum.Çok ayrıdır Yamatonun yeri bende.Her karakter o kadar şirin ki çok özlüyorum onları.Güzel mesajlar içeriyor dizi.Şarkılar güzel, karakterlerin hepsi birbirinden yakışıklı.Tamam mangasıyla falan avunuyoruz en azından ama genede kanlı canlı görmeyi özledim ben.Her ne kadar umudumu kesmiş olsamda inşallah japonlar bir süpriz yaparda 2.sezonunu çekerler Yamatomun.


Şuan dizi olarak aklımda bunlar var.Aslında daha çok seçenek vardır tabiki ama onlarda sonu muammada biten veya güzel olmayan saniyelik sonlardır.2.sezona gerek yoktur sadece düzgün finale ihtiyacı vardır.Bu yüzden devamı gelmesini istediğim dizi pek yok ama finaline el atmak istediğim dizi çooook diyerek dizileri bölümünü bitiriyorum.Aslında bir kaç japon dizisi daha yazardım ama gerek duymadım şuan :/


Devam Etmesini İstediğim Animeler...

Ahanda işte benim bu bölümüm kabarık.Anime sektörü çok tüketici bir sektör ve çok fazla yarıda kalmış anime mevcut.Bazıları gerçekten güzel bazıları vasat.Ama genede hepsinin ortak noktası 'yarıda kalmışlık.İzlediğim anime kötüde olsa en azından son namına bir şeyler görmek isterim ben.Bari senaryon vasat sonunu güzel yap karşiiim!

~ Hakushaku To Yousei - Kont ve Peri ~


Ahh çok severim ben Hakushakuyuuuu! Edgar Edgaar diye az dolanmadım ortalarda.O kadar tatlı bir anime ki geç bulmuş olmanın üzüntüsüyle doluydum birde finali beni derinden sarstı.Çok kötü bir finalmiydi hayır.Ancak kesinlikle 2.sezon şart bir animeydi.Konu yerine oturmamıştı, sorular cevaplanmamıştı, karanlık güç ortaya çıkmamıştı vs vs..Kısacası 2.sezon düşünülmüş ama neden yapılmamış meçhul.Çok isterdim çoook! 
Kendime Not: Bir ara yazısı yazılacak.

~ Vampire Knight ~



Kesinlikleee! dediğinizi duyar gibiyim.Böyle güzel ve klasik haline gelmiş animelerin neden sucuğunu çıkarana kadar devam etmezler anlamam.Biz razıydık izlemekten bıkmaya ama onlar inatla tadını damağımızda bırakıyorlar.Ben Zeromu özledim bananeee! :(

~ Kaichou Wa Maid-Sama ~



Gene bir çoğunuzun bildiği bir anime ve eminim sizde bir 2.sezonu hakettiğini düşünüyorsunuz.Aslında çok dedikodu var hakkında.Yok mangasında bölümlerin birikmesi bekleniyor, yok bu sene başlayacak, yok başladı bilmemne.Ama ortada hala bir şey yok.Genede hala umutluyum.Sonuçta çok sevilen animelerden.Gerçi önceki paylaştıklarım da öyleydi ama en azından haklarında bu kadar dedikodu yoktu.Neyse umudunu kaybetme Cemree!! Fightiingg!

~ Elfen Lied ~


Elfen Lied'ı çok mu severim? Belki evet belki hayır.Konu bakımından oldukça çekici gelmiş ama senaryoyu yazan adamın geniş olmayan hayal gücüyle güzelim konu yerle bir edilmiştir.Ama genede mükemmel bir opening'e sahip olup bütün animeyi ölümsüzleştirmiştir.Ve kesinlikle bir 2.sezona ihtiyacı vardır.Bu kadar.

~ Skip Beat ~


Güzelim animeye verdiğiniz son bumudur gerçekten!!! Hala şaşıyorum...

~ İnu x Boku SS ~


Devam etmeliydinnn devam etmeliydiiin!!!! Ben sadık hizmetçimi çok özlediiimm!!! :(

~~~~~~~~~~~

Evet efendim artık yazıma bir son versem iyi olacak yoksa aldım gazı gidiyorum ben :D Şimdi şöyle bir bakınca yazmam gereken ne kadar dizi, film, anime varmış benim.Ahh acı gerçeklerim gözler önüne serildi çok uyuşuğummm :( Neyse artık napalım bir şekilde sosyal hayat yaşamaya çalışıyoruz bir şeylerden kısmamız gerekiyor yoksa dönecek gibi değil bu çark...Çok zevkli bir mim oldu açıkçası üşendirmedi beni.Tabi kısa kısa yazmak kolay geldi heheheheh :D Tekrardan Irmak Asya Tutkunu 'a teşekkürler.Ben yazarken zevk aldım sizde okurken zevk alırsınız umarım ^^
Sevgiler, saygılar....



Mim'i Kalbimin kore Köşesi 'ne postalıyorum.İyi yazılar canım, mim'in hayırlı uğurlu olsun ^^



Selam! Wattpad hikayeme göz gezdir ---> Kralın Kalbi




.................................................................................



18 Ağu 2012

Günün müziği ve sözü | Vol3


Malumunuz artık ramazan bayramı başladı.Umarım bol bol sevdiklerimizin ellerinden, gözlerinden öper ve annanemizin çikolatalarından aşırırız :) Ben yapamayacağım bunu çünkü ailedeki çoğu kişi tatile çıktı.Annanemde dahil! Bunun burukluğuyla geçicek koca bayram.Ah ahh nerde o eski bayramlar...

Ps: Annanneeee pogoşipposoooo :(


Günün sözü:



Günün şarkısı: 
    Lana Del rey - Summertime Sadness



Türkçe sözleriyle:

Kiss me hard before you go 
Gitmeden önce beni iyice öp 
Summertime sadness 
Yaz üzüntüsü 
I just wanted you to know 
Sadece bilmeni istedim 
That baby you're the best 
En iyi olduğunu bebeğim 

I got my red dress on tonight 
Bu gece kırmızı elbisemi giydim 
Dancing in the dark in the pale moonlight 
Karanlıkta, solgun ay ışığında dans ettim 
Got my hair up real big beauty queen style 
Saçlarımı büyük bir güzellik kraliçesi stilinde topladım 
High heels off, I'm feeling alive 
Yüksek topuklu ayakkabılar, canlı hissediyorum 

Oh, my God, I feel it in the air 
Oh, tanrım, bunu havada hissediyorum 
Telephone wires above, all sizzling like a snare 
Telefon telleri üstündeki bir tuzak gibi cızırtılı 
Honey I'm on fire, I feel it everywhere 
Tatlım ateşteyim, bunu her yerde hissediyorum 
Nothing scares me anymore 
Artık hiçbir şey beni korkutamıyor

 ~~~
I've got that summertime, summertime sadness 
Bu yaz üzüntüsüne sahibim 
S-s-summertime, summertime sadness 
Yaz üzüntüsü 
Got that summertime, summertime sadness 
Bu yaz üzüntüsüne sahibim 
~~~

I'm feelin' electric tonight 
Bu gece heyecanlı hissediyorum 
Cruising down the coast goin
Sahil boyunca geziniyorum 

Got my bad baby by my heavenly side 
Benim iyi tarafımdan kötü tarafımı kaptın bebeğim 
I know if I go, I'll die happy tonight 
Biliyorum eğer gidersem, bu gece mutlu öleceğim 

I think I'll miss you forever 
Bence seni sonsuza kadar özleyeceğim 
Like the stars miss the sun in the morning 
Yıldızların sabahları güneşi özlemesi gibi 
Late is better than never 
Geç olması hiç olmamasından iyidir 
I've got that summertime, summertime sadness 
Bu yaz üzüntüsüne sahibim 
S-s-summertime, summertime sadness 
Yaz üzüntüsü 
Got that summertime, summertime sadness 
Bu yaz üzüntüsüne sahibim 





Selam! Wattpad hikayeme göz gezdir ---> Kralın Kalbi




.................................................................................



15 Ağu 2012

Günün müziği ve sözü | Vol2


Sıkıcı bir gün.Böyle uyandığımda bile bir boşlukta gibiydim, yaşama sevincini kaybetmiş bir insan gibi...Ne bir şey izleyesim geliyor, ne dışarı çıkasım.Saat akşam 10 olmuş ve bütün gün ne yaptın diye sorarsanız, kocaman bir hiç...Artık sınıra dayanmış durumdayım.Bir insan sıkıntıdan, bunalımdan geberir mi acaba diye sorarsanız şayet benim başıma gelebilir bu.Böyle ruh haliyle bir kaç gün daha geçirirsem sanırım bütün hücrelerim eror verip kendini katledebilir.Ah böyle zamanda deli olmayı çok istiyorum.Ne güzel olurdu, düşüncesi bile eğlenceli...

Günün sözü: 
Nefes alamıyorum Olric.Bu insanlar içinde kendime rol biçemiyorum. 
Ah Olric ölemiyorum bile….

Günün şarkısı:

G.Na - I'll back off so can live better



Keyifli dinlemeler...




Selam! Wattpad hikayeme göz gezdir ---> Kralın Kalbi




.................................................................................




13 Ağu 2012

Liar Game / Dibine kadar yalan, sonuna kadar oyun..

Güvenebileceğin tek insan, kendinden başkası değil.
Yalanpara, zekainanç, kazanma arzusu ve akıl almaz oyunlar.
Liar Game Tournament'e hoşgeldiniz..



Nasıl yazılır bir Liar game düşünür oldum şuan açıkcası.Tek söyleyebileceğim uzun bir yazı olucak hazırlıklı olun...Bana zekamı, hayata bakış açımı sorgulatan bir dizi oldu Liar Game.Bilmem yanlış olmasın ama beni acayip etkilediğinden midir, zekanın tavan yapmasına duyduğum hayranlıktan mıdır, izlediğim diziler arasında dalında zirveye oturmuştur kendileri.Hayatımda bu kadar karmaşık ve algılaması zor dizileri sevmiyiceğimi düşünen ben, daha ilk bölümden kitledi kendine beni.Bilmem belki Matsuda'nın o güzel oyunculuğu ve karaktere cuk oturan havasından dolayıda olabilir.Bizi Prens Akiyama hayranı yaptı ve bütün diziyi sevmemizi sağladı...Ön sözlerimi geçip kısaca konusuna değiniyim;
Nao dürüst, iyi ve oldukça saf bir kızdır.Bir gün kapısının önünde içinde 100 milyon yen olan siyah bir kutu ve üzerinde kart bulur.Bilinçsizce açtığı kutunun bu denli başına bela olucağını nerden bilsin safımız.Artık Liar Game'e katılmak zorundadır.Tabi bu o kadar basit olmayacaktır.Kandırması gereken insanlar ve ona yardım etmesi gereken usta dolandırıcı Akiyama'yı kendine yardım etmesi için ikna etmesi gereklidir.Artık Nao için hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır...


Dizimiz toplan 2 sezon, 2 film ve +2 sp'den oluşmakta.Ben 2 sezonu ve 1 filmi izledim şimdilik.2 sezonun toplamı 20 bölüm.Yani kısa sayılır.İzlemekte sıkıntı çekmessiniz zaten su gibi geçip gidiyor -bana göre- annem aynı yorumda değil, hatta beni tv'de izler gördükçe, takılıp oda izlemeye başlıyor ve başına ağrılar giriyor.Yaşlılık hali...O kadar oyuna ve zeka karmaşasına kolay adapte olamıyor zavallım :D Yani biraz konsantre gerektiren bir dizi.Açıkcası anlamadığım bazı oyunları tekrardan izleyip kavrama ihtiyacı duydum.Bölümün sonunda ne yaptığını, nasıl çözdüğünü izah etse bile gerçekten anlayamıyorsunuz.Çok fena zeka ve piskoloji gerektiriyor.




Verilmeye çalışılan mesaj açık.Herkez para, hırs ve egoları için bir başkasını yok etmeye isteklidir.Bu yüzden yeryüzünde tertemiz kalmış saf bir ruh asla yoktur.Aslında bir bakıma bende öyle düşünüyorum.Nao'ya ihanet edildi, yalan söylendi, o saf ruhunu yıkıcak her şey yapıldı, ama o gene aynı saflığıyla 2 sezon boyunca kaldı.Kendimi koydum yerine, Nao kadar saf biri değilim, ancak bana onlar yapılsa Nao kadar bile olsam biterdi olay.Kesinlikle kolay inanmaz ve karşıdakini ezmek için elimden geleni yapardım.Aslında ilk başlarda bu aşıırı saflığı beni çileden çıkarıyordu.'Hadi be kızım! Hareket et! İnanma! Salak!' dediğim çok yer oldu yalan yok.Ama içten içe hep değişmemesini istedim bende onun.Benim içinde bir umuttu Nao.Dizidekiler içinde öyle oldu.Ama gerçek hayatta malesef hala öyle olmadığını düşünüyorum.Nao gibi bir insan olamaz.Gerçekten olamaz.İhanete uğrayıp yalanı taddı mı, asla eski saflığını koruyamıyıcağını düşünüyorum insanoğlunun.Bizi değiştiren acılarımız, aldığımız darbeler.Buda Nao gibi bir insanın asla varolmadığını gösteriyor bana.


Oyuna dahil olan sadece kızımız değil tabiki.Başka yerlerden çeşitli insanlarda geliyor 2.turda.Üstte de görüldüğü gibi bir odaya tıkılıyorlar ve çakma testere maskeli bir adam eşliğinde başlıyor 2.tur.Prens Akiyama'da katılıyor kızımıza yardım etmek için 2.tura.Zaten o olmasa Nao bitmişti.Kesinlikle Akiyama bir prensti.Nao'nun en zor anında yardımına koşan, onun o aşırı saflığına tahammul edebilen beyaz atlı bir prens.Dizinin karizması, dahisi, her şeyiydi o.Yaptığı her harekette, her bakışında 'İşte şimdi bittin adamım!' havası vardı.(Bkz:Yandaki gif.) Ve zaten sadece 1 bölüm dışında gerçek anlamda zor durumda kaldığını görmedim.Her seferinde oyunda sıkıştıkları yerde 'Şimdi prensim anlatmaya başlıyacak.Sıkıntı yapma.' dedim.Ki öylede oldu, hep Akiyama girdi devreye ve o arkadan gelen sinsi kahkahasıyla bütün oyuncuları oynadıkları oyunda faka bastırdı.Ah Akiyamam ah.Neler çektin Nao yüzünden.Ne zorlandın...diyicem ama adam tereyağından kıl çeker gibiydi her oyunda ve 'Her zaman ki işler bunlar, nolcak ki!' modunda bitirdi Liar game'i.Ama genede sinir etti Nao beni.Bide oyunları kazanabilecekmiş gibi tek başına gidiyor ya, şuuruna şuuruna vurup gebertesim geliyor kızı.Sürekli Akiyama'yı kurtarmam lazım! repliği vurgulanıyor tarafınca, ama hep Akiyama'nın başına bela olmaktan geri kalmıyor.Vallahi sinir ediyorsun Nao yapma gülüm.Bak beni de sinirden kro ettin şurda.Vallahi yapma!


Dizideki karakterlerde çok ilginçti.Mesela Fukunaga.O kötü adam vari gülme sahnelerinde bilgisayara vurmamak için kendimi zor zapt ediyorum.Bu kadar gıcık bi gülüş olamaz, insanın içinde öldürme isteği uyandırıyor.İzleyenler bilir mantar kafayı.Sizde izledikten sonra neden katil olmak istediğimi gayet net anlayacaksınız.Mesela siyah takım elbiseli ablamız.O olmasa bence buralara kadar gelemezlerdi Nao ve Akiyama ikilisi.O kadının kesinlikle büyük bir rolü var oyunda.Zaten yönetende o sayılırdı...Dizinin filmdeki sonuna kadar Liar game'in arkasındaki esas ismi öğrenemiyorsunuz.Açıkcası çok güzel bir kurgu olduğunu düşünüyorum bunun ben.Biri kişisel zevkleri için insanları önce parayla vahşi vampirlere dönüştürüyor sonrasında onların yırtıcılığını, hırslarını ve birbirlerini zevkle yok etmeye çalışmasını o koca monitörden izliyor.Çok iştahımı kabartmıştır bu tarz senaryolar.Bilmem nedendir ama hep ilginç geldi Liar game'in bu yönü bana.Her neyse.Yazımın sonlarına doğru 'Ee herşey tamamda aşk yok mu, aaşkk? dediğinizi duyar gibiyim.Malesef öyle sevgi böcekleri, aşk pötürcükleri yok bu dizide.Zaten olmadığıda çok iyi olmuş kanımca.Nao ve Akiyama'nın oyun harici hiçbir konuşmasına hemen hemen şahit olmasak da, onların arasındaki çekimi, sevgiyi ve güveni hissedebildik.İşte bu da diziyi sevmemi sağlayan bir diğer sebep. Ben ki romantizmin her dozunu seven insan, bu kadar saklı kalmış bir aşkı nasıl sevdim ve bağrıma bastım gerçekten şaşkınım.Ama kesinlikle bu ikili benim efsanevi ikililerimden oldu.Her kareleri, her bakışmaları bana ayrı bir güzel ve anlamlı geldi...Yazımın sonlarına doğru gelirken Nao'ya pek kızmamanızı rica ediyorum.Başlarda bende ona öfkelenip öldürme meilimli olsam da o insanları değiştirme gücüne sahipti dizide.Ve onun yüzünden mutlu son görmek içimi rahatlatıyordu her seferinde.O yüzden fazla kızmayın ona ve oturup izleyin bu güzel mi güzel, adeta dehalıkla yazılmış diziyi.



Süper yalancı ve süper iyinin birleşimi sizce nasıl olurdu? İzleyin ve görün..




Kendimi tanıtmama izin verin..
Ben blog yazarınız, Cemre.
Eğer bunu sonuna kadar okumuşsanız bu demektir ki, Yalancı oyun'u izlemeye karar verdiniz, öyle değil mi? 
Bu kararın iptali, kabul edilmeyecektir.
Şimdi koltuğunuza oturup yalan oyununun ilk bölümünü başlatabilirsiniz.
İyi seyirler dilerim...






Selam! Wattpad hikayeme göz gezdir ---> Kralın Kalbi




.................................................................................




Skip Beat / İntikam için gidilen her yol mübahtır..


Geldik yeni dizi yazımıza daha.Bayaaadır yeni bir şeyler paylaşmıyorum mazur görmek lazım koşturmaca falan tutup doğru dürüst açamadım bloğu.Tekrardan affınıza sığınıyorum ve geçiyorum dizimizin tanıtımına.Skip beat bilindiği üzre animesinden diziye çevrilmiştir.Bence kişisel olarak önce bir animesi izlenip karakterler üzerinde daha şirin bir duygu edinilmesi, sonra dizisiylede kanlı canlı görselliğe vurulması gerek çünkü bazı animeden bozma havaları mevcut dizinin, buda anime sevmeyen ve izlemeyen biri için ilk bakışta saçma ve iğreti durabilir.Aslında animesi bana göre daha iyiydi ve diziyi sevmem, izlememdeki tek ve tek neden o heykelden bozma Siwon yaratığının olmasıydı.Adam bir kere daha ağzımın suyunu akıttı vesselam.Kendisini sevgi ve saygıyla anıyorum şuan.Analar ne çocuklar doğuruyor bee! Neyse konudan azıcık saptım sanki.Efendim dizinin konusu biraz gıcık zaten.İşte ihanete uğrayıp yıllarını bir pislik için harcayan zavallı kızcağız ve tamamen bir dallama olan oğlanımız var.Kızı yıllarca kölesi gibi sadece onun eli kolu hizmetcisi olsun diye kullanmış, tabi kızımız bunu öğrenince açmış ağzını, etmiş yeminini.Seninle eğlence söktöründe kozlarımızı paylaşıcaz, intikamım acı olucak oğlum! Bekle beni!! diyerek şiddetli yeminini edip atmış kendini şöhret yollarını.Daha sonra yakışıklı Siwon'umuzla tanışıyor oda bir oyuncu tabisi.Böyle başlıyor dizimizin enteresan intikam hikayesi...



Oğlana acayip sinir oldum.Öyleki sonuna kadar abicim böyle kızı kullanmasının ve yüzüne ne gelirse söylemesinin kesin bir nedeni vardır ve sonunda çıkar diye beklemeyin.Karaktersizin teki çünki! Ve öyle kalmayada devam etti.Kızımızda şirin bişey.Ben oyuncuyuda sevdim açıkcası.Hele saçını kısacıık kestirdiğinde çok çok şeker olmuştu..Özellikle o tepindiği, oğlanı her gördüğünde veya onunla ilgili bir şey duyduğunda kara sislere büründüğü yerler gerçekten komik.Yalnız tabiki animesinde daha çok eğlenmiştim bunu şiddetle vurgulıyım!! Her neyse ben animeye sapmadan dizi yönüyle devam edicem yazıma.Kızın annesinin onu neden sürekli terkettiği kısımlar detaylı girilmemiş.Öyle her allahın günü çekip giden bir kadın tiplemesiydi.Bir süre sonra sinirimi bozdu bu.Oğlanı neden bu kadar bencil olduğuda verilmemişti.Doğasından heralde diyip geçtik.Aslında halbuki kıza çocukluktan bir sempatisi, sevgisi vardı ama neden böyle oldu bilinmiyordu.Bir Ceo vardıki sormayın gitsin.Acayip komik ve yaratıcı bir karakter.Siwon'un menejeride (İsim vermiyorum çünkü tamamen kafa karışıklığı!) aynı şekilde çok tatlıydı.Öyleki dizide en çok onun ruh halleri, hayalleri ve mimiklerine güldüm.Adam çok şekerdi yav.




Üzerinde durulması gereken o kadar çok karakter varki aslında hangi birini yazssam bilemedim dizi sadece aşk değil, arkadaşlık, aile ve sevgi kavramınıda işlemişti.Hatta bunlar daha yoğundu diyebilirim şayet sonlarına kadar aşkı pek net bir şekilde göremedim.Ki sonunuda beğendiğim söylenemez.Hatta sinirle 'Bu ne be böylemi bitti şimdi!' diye kapatmıştım.En azından animedeki kadar saçma bir son değildi.Hiçbirşeyi kesinleştirmeden bitirdikleri gibi elde tutulur bir şeyde yoktu yani (bkz:Kiss scene) En azından dizide hayalde olsa onun gerçekleştiğini gördük.Ne diyim umarım animesinin 2.sezonu (artık umudumda kalmadı ama) gelir de bu havada kalmış son olayından kurtulur güzelim anime.Yoksa vay haline vay.Biliyormuydun bu sonu diyicek olursanız evet biliyordum ama ben ne biliyim orjinalinden sapıp seyirciye istenileni verirler diye düşünürken gel sen kocaa kiss sahnesini hayalden ibaret yap! Ay vazgeçtim yazmıyorum Siwon'un yakışıklılığını göz doldurucu oyunculuğunu falan! Onun için devam ettim, onun için bitirdim ama pişmanmıyım evet! Koca 15 saatimi aldı, izlemem gereken diziler yazmam gereken kitabım dururken saçma bir sona sahip, hiç bir şey alamadığım bir dizi izledim.Gel gelelim önünüzde izlenicek diziler, filmler yığılmışsa şayet...bence izlemeyin.Çünkü bittiğinde ben kocaa bir kara deliğe düştüm, boşlukta gibiyim hiç birşey vermedi bana ve sadece Siwon yakışıklılığını izleme görme şerefine nail oldum.Boş vaktiniz var ise buyrun izleyin.Yok ise benden söylemesi başka güzel dramalar sizi bekler açın onları izleyin...





Ben derim ki (Boş vaktiniz yoksa);
İzlemeyin, izlettirmeyin..




Selam! Wattpad hikayeme göz gezdir ---> Kralın Kalbi




.................................................................................



I'm Sorry, I Love You / Efsane Aşk...

Her zaman söylediği gibi Cemre çok yavaş :D Yaklaşık 3 aydır paylaşım yapmıyor.. Ben onun en yakınlarından biri olarak söylüyorum 3 ayda izlediği dizinin filmin animenin haddi hesabı yok. Sürekli blogunu takip ediyorum paylaşım olmayınca canıma tak etti aldım bilgisayarı elime aldım ben yazıyorum :D Uzun zamandır Cemreden bekliyorum ama bi türlü o diziyi yazmadıı.. Bana ilk verdiği benim ilk izlediğim dizi. 

'' I'm sorry I love you ''

                          
Eminim çoğunuz bu diziyi izlemese bile biliyordur. İlk izlediğim dizi çok dramatikti. İtiraf ediyorum en dramatiğiydi salya sümük ağladığım bir diziydi. Konu kısaca tatlı kızımız Eun Chae ve yakışıklı oğlumuz Moo Hyuk tesadüfen karşılaşır ilk başta birbirlerinden nefret etseler bi kere kaderleri birdir. Tesadüf, aşk, intikam, nefret, acımak, affetmek, dram hepsi bu dizide. Hatta arada güldüğüm sahneler bile oldu bu diziyi izlemeyenin çok şeyler kaybettiğine eminim. Ayrıca izlediğim bütün dizilerin içinden en tatlı en birbirine yakışan bu ikisiydii oyunculuklarıda bir o kadar da iyi replikleride beni benden aldıı özellikle Eun Chaenin yolun ortasında Seni Seviyorum! Seviyorum seni bayım. diye ağlayarak bağırması... 2 dakikalık sahne için 2 saat ağlamıştım. Aklıma gelince hala gözlerim dolar..Dizi hakkında o kadar çok şey var ki aslında yazılıcak ancak tabiri caiz ise klavyeye dökmek neredeyse imkansız oluyor.Bu dizi anlatılmamalı izlenmeli bence.Çünkü ne kadar anlatmaya çalışsan o kadar yazıcak şey bulamıyorsun.Bu yüzden kaçırmayın ve kesinlikle izleyin derim..




                                '' Yarın yine geleceğim. Ertesi günde geleceğim ve ondan sonraki gün de.  
                                             Sana bakmaktan usanıncaya kadar geleceğim bayım. '' 




Selam! Wattpad hikayeme göz gezdir ---> Kralın Kalbi




.................................................................................



Bu gadget'ta bir hata oluştu