romantik komedi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
romantik komedi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Eki 2012

Haeundae Lovers / Balık kokan bir aşk..♥


Evet efendim geldik güzel bir dizi yazısına daha.Gene uzun aralıklar vererek yazma işini aksatıyorum ama napalım hiç olmamasından iyidir diyip böyle arada sıvıyoruz kolları :) Daha dün bitirdiğim için, içimdeki yazma şevkini H.lovers'a adadım.Eğlendim, bol bol güldüm ve kendime yeni bir oppa edindim bu dizide.Sizede olabildiğince kısa bir şekilde anlatmaya çalışacağım; Şimdilik konusuna değineyim.

Efendim bir adet balıkçılık yapan ayrıca babası eski bir mafya olan kızımız var.Bu kızımız ailem-amcalarım- dediği 3 adet eski mafya yancısı olan erkek ve kaza geçirip zekası 6 yaşına düşmüş mafya babasıyla yaşıyor.Elini ayağını çekmişler bu mafyacılık işinden ve Busan sahillerinde balık yakalayıp satarak hayatlarını geçiriyorlar.O sırada gizli bir uyuşturucu mafyasını çökertmeye çalışan esas oğlumuz savcı bey bu kızımızla karşılaşıyor ve bir dolu yanlış anlama sonucu kızın evinde oda tutup orda yaşamaya başlıyor.Güya kızın sevgilisi olan uyuşturucu şebekesinin liderini yakalayacak.Tabi tamamen yanlış anlama sonucu bu kanıya varıyor ve böylelikle güzel, eğlenceli dizimiz başlıyor...


Çok fazla gülüp eğlendiğimi söyleyebilirim.Şu aralar bu tarz dizilere o kadar ihtiyacım vardı ki anlatamam.Şöyle entrikalara fazla dalmayan gülüp neşelenebileceğim bir dizi arıyordum ve H.lovers bana bir hediye gibi düştü.Karakterler çok sıcak özellikle esas kızımızı bir çoğunun aksine oldukça sevimli buldum ben -ki ilerleyen bölümlerde daha bir sevimli olucak.Esas oğlumuzda oldukça yakışıklı -kaslı maslı- şirin bir abimiz.Açıkcası rolünüde çok güzel yapıyor.Biraz Binie havaları vardı özellikle komik sahnelerinde o enerjiyi aldığımı söyleyebilirim.Tabi bu abimizin Binieden farklı bir havası vardı yani birebir aynı görmedim kesinlikle.Sadece azcık benzettim hani soğuk havasının yanındaki mizacını falan.


Diğer karakterlere değinmek gerekirse evdeki 3 emekli gangster abilerimizle başlayabiliriz.Küfürbaz bir donseng vardı tabi onun dışında 2 abimiz oluyor.Onlarda eğlenceliydi ama oğluşumu fazla dışladılar hafızasını kaybedince o yüzden gıcık oldum bir süre ama onların yapısına verdim bu durumu sonuçta öyle ellerini açıp kucaklamak istememeleri normaldi ama sonunda zaten sevdiğim bir tip olup çıktılar bu durumda fazla canımı sıkmadı.Bir tanede ajumma vardı oda ne gıcık bir şeydi yea.Yani kadının suratına suratına yırmıh atasım geldi gerzek, itici birşeydi ama sayesinde güldüğüm yerlerde oldu.Onun dışında hasta olan babamızda çok şekerdi.O çocukluk triplerini ve hallerini çok güzel oynamış.Hele kızla oğlan öpüşmeye çalışırken birden ortada belirmelerine ayrı bir güldüm.Küçük havuzda o deniz gözlüğüyle dalıp dalıp çıkması falan.Çok şekerdi.



Aslında çok daha fazla şey çıkardı belki anlatacak ama ben böyle dizilerde kısa kesmeyi seviyorum çünkü anlatılacak espiriler, konular daha sonra izlendiğinde o anki tadı vermeyebiliyor.Kısacası bol bol gülmek ve eğlenmek izliyorsanız izlemenizi şiddetle öneririm.2 karakterin aşkı da çok şekerdi uzun zaman unutmam o ikiliyi diye düşünüyorum.Abimizde çok yakışıklıydı yani ne diyim allah sahibine bağışlasın bundan sonra takibimde benim! hehe Yeni oppam listesine ekledim hiç düşünmeden.Kısacası; Daha fazlada dizi hakkında yorum yapmıyıcam bu kadar övdüysem açın izleyin canım aaa! :D Kendi yaptığım gif'ide paylaşıp ufaktan gideyim ben buralardan ^^





Sevgiler, saygılar..



Selam! Wattpad hikayeme göz gezdir ---> Kralın Kalbi




.................................................................................



28 Ağu 2012

A Gentleman's Dignity / Kaderin kırmızı ipi...

' Ajussilerle dolu bir dizi miii?? 0.0
                       Ajussi sevmem ki ben! -_-
Oppa isterim oppaa!! *o* '
 mı diyorsunuz? 

Bence bir daha düşünün...


Evet efendim geldik güzel bir k-drama yazımıza daha.İlk başta klasik bir B.o.f ve ilerki yaş sendromlu ajussiler gibi gördüysemde  onları, yaşlarına başlarına bakmadan çocuklaşabilen bir 4'lü oldular dizi boyunca.Çok güldüm, hüzünlendim, ağladım ve kahkaha attım.Sevdim ben bu diziyi.Evet büyük, çok büyük beklentilerle izlemiştim (malum senaristi Secret garden gibi bir dizinin senaristi olunca..) Tabiki de o beklentimi az çokta olsa karşıladı.Kötü değildi veya vasat.Ama genede bana Eun sook unninin bütün yazma gücünü Secret'a verdiğini kanıtladı kısacası.Dizi kötü değildi, benim beklentilerim çok büyüktü o kadar.

Aslında öyle pek konu olabilecek bir şey yok.Yani entrikaya, yalana dolana maruz kalmış bir dizi değil.Komik, eğlenceli, sıcak, samimi..Onun dışında bir adet Beyzbol hakemi kızımız var.O birine aşık ama platonik.Daha sonra kader onu başka bir adamla karşılaştırıyor.İlk başlarda ona karşı bir şey hissetmese ve diğer adamdan kopamasa da zamanla diğer oğlumuza abayı yakıyor ve olaylar bu şekilde gelişiyor.Platonik aşık olduğu adam ve sonradan aşık olacağı adam çok yakın arkadaşlar.Gelin gerisini siz düşünün...


İlk karşılaşmalarında oğlan onu pencere arkasından görüp aşık olsada ikinci karşılaşmaları çok tatlıydı.Çoğu bilmez ama o kırmızı ip davası çok eski bir mittir.Çin miti.Daha sonra asyanın her yanına yayılmış bir efsane diyebilriz.Önce onunla ilgili ufak bir anlatım yapıcam sonra konuya dönücem.

Kaderin kırmızı ipi adında bir inanış vardır.Bu inanışa göre; Tanrı her insanın ayak bileklerine -bu japonyada serçe el parmağı olarak geçiyor- kırmızı bir ip bağlar ve kaderleri birleşecek insanları bu ipler sayesinde bağlarmış.İp esner, kör düğüm olur ama asla kopmazmış.Bu ip sayesinde iki insan birbirinden kilometrelerce uzakta olasalar da, birbirlerinden delice nefret etseler de en sonunda mutlaka birleşirlermiş... 



Kendi elcağazımla uğraşıp shopladığım resmi geçtikten sonra ikilinin aşkı konusunda güzel bir gülümseme edinmişsinizdir diye umuyorum.Ben ki bu kaderin kırmızı ipine takıntılı ve aşık biri olarak bu dizide böyle güzel işlenmesine ayrı bir hayranlık duydum.Öyle ki bu dizisinden sonrada senarist hanımla aynı kafada olduğumuz düşüncesine iyice girmiş bulunmaktayım.Herhalde o yazmasa 1 2 yıl sonra ben o tarz bir şeyler çıkarmış olabilirdim hehe Ajussimiz de Kim jo won vari bir şeydi.Çok güldürdü beni ve çok sevdim onu.Sanki Hyun bin havaları sezdim gibi olsa da ara ara, genede kendine özgü bir espri anlayışı vardı diyebilirim.Farklıydı Hyun oppadan, onunda yaşı dolayısıyla olduğunu düşünüyorum.


Dizide bu ikilimizin aşkı dışında tabiki sevdiğim başka çiftlerde oldu.Hatta öyleki bizim ikiliyi bırakıp diğer 2lilere nolucak diye merakla bekledim.Hatta onların sonunu bile daha çok merak ettim.Kendinden yaşça büyük olan ajussiyi seven kızımız.Onu seven ajusssi.Para annesi ve genç biriyle evli hatun.Çapkın kocası.Güvenemediği evliliği.Merak ettiğim sonları.Bütün ilişkiler çok güzel işlenmişti ve hepsinin sonunu ayrı bir merakla bekledim.Şimdi onlar hakkında da konuşmak istiyorum aslında ama spoiler vericem bayaca.O yüzden kısaca oyunculuklar çok iyiydi senaryo çok iyiydi resmen onların içinde bizde yaşadık olayları diyebilirim.Para annesi ajummaya çok üzüldüm.Bir ağlama sahnesi var hatırlarsınız sonlara doğru orda resmen ağlattı benide nasıl bir rol yeteneğidir o bacım! Ayakta alkışladım bu kadar iyi bürünür o anki duyguya! O karakterde paranın ve yakışıklı genç kocanın bize mutluluk getirmeyeceğini öğretti.Önemli olan karşılıklı sevgi ve manevi zenginlik.



Diğer çifte gelirsek bilmiyorum hala kızın kendinden 17 yaş büyük bir adama aşık olmasını algılayamıyorum..Ancak birleşmelerini istediğim doğrudur.Çok seviyorlardı.Çaresizlerdi.Ve kızın sonuna kadar çaresizce adamın peşinden koşması hıçkıra hıçkıra ağlaması beni de ikna etti sevgisine.Belkide aşkın o yönünü anlayamıyordum, bu ikiliyi değil.Adamında ondan kalır yanı yoktu.Hem kardeşi gibi gördüğü adamın kız kardeşi, hem kendinden 17 yaş küçük.Zor bir tabloydu.Aşılamayacak bi dağdı.







Bu 4 ajussi (kısacası F4 ) beni oldukca güldürdü ve kıskandırdı.Neden kıskandırdı derseniz aralarındaki bağ çok güçlüydü ve arkadaştan öte kardeş gibiydiler.Ama hepsinden öte çapkındılar! :D Çok güldüm o sahnelere. 
(bkz: alttaki resim.)



Kısacası çok tatlıydı hepsi.Kızı annesinin kırıklarından kurtarmaya gittiklerinde yaptıkları şu cengaverce aama bir o kadar komik masaya tekme sahnesi ve ajussinin küfürbaz tarafı..Allahım gülmekten ölmüştüm o bölüm heheheheh 




Küfürbaz ajussi, çapkın ajussi, soğuk ve inek ajussi, yakışıklı ve kibirli ajussi.Hepsini çok sevdim ben.Bir ara onları tekrar izlemeyi boynumun borcu bilirim efendim.Ben dizileri pek ayrıntılı anlatmayı sevmem bu yüzden ayrıntılı anlatmadım bunu da.Ancak izleyin.İzlemesseniz çok şey kaybedersiniz.Gülmek ve stres atmak için birebir bir dizi Gentleman's.Bir de oldukça yakışıklı 2 çıtıra da sahip.Birini Cn Blue'dan gayeeet iyi tanıdığınıza eminim  ♥ _♥ 
Ahyşş Jong hyun..






Ben derim ki;
İzleyin, izlettirin....





Selam! Wattpad hikayeme göz gezdir ---> Kralın Kalbi




.................................................................................





13 Ağu 2012

Liar Game / Dibine kadar yalan, sonuna kadar oyun..

Güvenebileceğin tek insan, kendinden başkası değil.
Yalan, para, zeka, inanç, kazanma arzusu ve akıl almaz oyunlar.
Liar Game Tournament'e hoşgeldiniz..



Nasıl yazılır bir Liar game düşünür oldum şuan açıkcası.Tek söyleyebileceğim uzun bir yazı olucak hazırlıklı olun...Bana zekamı, hayata bakış açımı sorgulatan bir dizi oldu Liar Game.Bilmem yanlış olmasın ama beni acayip etkilediğinden midir, zekanın tavan yapmasına duyduğum hayranlıktan mıdır, izlediğim diziler arasında dalında zirveye oturmuştur kendileri.Hayatımda bu kadar karmaşık ve algılaması zor dizileri sevmiyiceğimi düşünen ben, daha ilk bölümden kitledi kendine beni.Bilmem belki Matsuda'nın o güzel oyunculuğu ve karaktere cuk oturan havasından dolayıda olabilir.Bizi Prens Akiyama hayranı yaptı ve bütün diziyi sevmemizi sağladı...Ön sözlerimi geçip kısaca konusuna değiniyim;
Nao dürüst, iyi ve oldukça saf bir kızdır.Bir gün kapısının önünde içinde 100 milyon yen olan siyah bir kutu ve üzerinde kart bulur.Bilinçsizce açtığı kutunun bu denli başına bela olucağını nerden bilsin safımız.Artık Liar Game'e katılmak zorundadır.Tabi bu o kadar basit olmayacaktır.Kandırması gereken insanlar ve ona yardım etmesi gereken usta dolandırıcı Akiyama'yı kendine yardım etmesi için ikna etmesi gereklidir.Artık Nao için hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır...


Dizimiz toplan 2 sezon, 2 film ve +2 sp'den oluşmakta.Ben 2 sezonu ve 1 filmi izledim şimdilik.2 sezonun toplamı 20 bölüm.Yani kısa sayılır.İzlemekte sıkıntı çekmessiniz zaten su gibi geçip gidiyor -bana göre- annem aynı yorumda değil, hatta beni tv'de izler gördükçe, takılıp oda izlemeye başlıyor ve başına ağrılar giriyor.Yaşlılık hali...O kadar oyuna ve zeka karmaşasına kolay adapte olamıyor zavallım :D Yani biraz konsantre gerektiren bir dizi.Açıkcası anlamadığım bazı oyunları tekrardan izleyip kavrama ihtiyacı duydum.Bölümün sonunda ne yaptığını, nasıl çözdüğünü izah etse bile gerçekten anlayamıyorsunuz.Çok fena zeka ve piskoloji gerektiriyor.




Verilmeye çalışılan mesaj açık.Herkez para, hırs ve egoları için bir başkasını yok etmeye isteklidir.Bu yüzden yeryüzünde tertemiz kalmış saf bir ruh asla yoktur.Aslında bir bakıma bende öyle düşünüyorum.Nao'ya ihanet edildi, yalan söylendi, o saf ruhunu yıkıcak her şey yapıldı, ama o gene aynı saflığıyla 2 sezon boyunca kaldı.Kendimi koydum yerine, Nao kadar saf biri değilim, ancak bana onlar yapılsa Nao kadar bile olsam biterdi olay.Kesinlikle kolay inanmaz ve karşıdakini ezmek için elimden geleni yapardım.Aslında ilk başlarda bu aşıırı saflığı beni çileden çıkarıyordu.'Hadi be kızım! Hareket et! İnanma! Salak!' dediğim çok yer oldu yalan yok.Ama içten içe hep değişmemesini istedim bende onun.Benim içinde bir umuttu Nao.Dizidekiler içinde öyle oldu.Ama gerçek hayatta malesef hala öyle olmadığını düşünüyorum.Nao gibi bir insan olamaz.Gerçekten olamaz.İhanete uğrayıp yalanı taddı mı, asla eski saflığını koruyamıyıcağını düşünüyorum insanoğlunun.Bizi değiştiren acılarımız, aldığımız darbeler.Buda Nao gibi bir insanın asla varolmadığını gösteriyor bana.


Oyuna dahil olan sadece kızımız değil tabiki.Başka yerlerden çeşitli insanlarda geliyor 2.turda.Üstte de görüldüğü gibi bir odaya tıkılıyorlar ve çakma testere maskeli bir adam eşliğinde başlıyor 2.tur.Prens Akiyama'da katılıyor kızımıza yardım etmek için 2.tura.Zaten o olmasa Nao bitmişti.Kesinlikle Akiyama bir prensti.Nao'nun en zor anında yardımına koşan, onun o aşırı saflığına tahammul edebilen beyaz atlı bir prens.Dizinin karizması, dahisi, her şeyiydi o.Yaptığı her harekette, her bakışında 'İşte şimdi bittin adamım!' havası vardı.(Bkz:Yandaki gif.) Ve zaten sadece 1 bölüm dışında gerçek anlamda zor durumda kaldığını görmedim.Her seferinde oyunda sıkıştıkları yerde 'Şimdi prensim anlatmaya başlıyacak.Sıkıntı yapma.' dedim.Ki öylede oldu, hep Akiyama girdi devreye ve o arkadan gelen sinsi kahkahasıyla bütün oyuncuları oynadıkları oyunda faka bastırdı.Ah Akiyamam ah.Neler çektin Nao yüzünden.Ne zorlandın...diyicem ama adam tereyağından kıl çeker gibiydi her oyunda ve 'Her zaman ki işler bunlar, nolcak ki!' modunda bitirdi Liar game'i.Ama genede sinir etti Nao beni.Bide oyunları kazanabilecekmiş gibi tek başına gidiyor ya, şuuruna şuuruna vurup gebertesim geliyor kızı.Sürekli Akiyama'yı kurtarmam lazım! repliği vurgulanıyor tarafınca, ama hep Akiyama'nın başına bela olmaktan geri kalmıyor.Vallahi sinir ediyorsun Nao yapma gülüm.Bak beni de sinirden kro ettin şurda.Vallahi yapma!


Dizideki karakterlerde çok ilginçti.Mesela Fukunaga.O kötü adam vari gülme sahnelerinde bilgisayara vurmamak için kendimi zor zapt ediyorum.Bu kadar gıcık bi gülüş olamaz, insanın içinde öldürme isteği uyandırıyor.İzleyenler bilir mantar kafayı.Sizde izledikten sonra neden katil olmak istediğimi gayet net anlayacaksınız.Mesela siyah takım elbiseli ablamız.O olmasa bence buralara kadar gelemezlerdi Nao ve Akiyama ikilisi.O kadının kesinlikle büyük bir rolü var oyunda.Zaten yönetende o sayılırdı...Dizinin filmdeki sonuna kadar Liar game'in arkasındaki esas ismi öğrenemiyorsunuz.Açıkcası çok güzel bir kurgu olduğunu düşünüyorum bunun ben.Biri kişisel zevkleri için insanları önce parayla vahşi vampirlere dönüştürüyor sonrasında onların yırtıcılığını, hırslarını ve birbirlerini zevkle yok etmeye çalışmasını o koca monitörden izliyor.Çok iştahımı kabartmıştır bu tarz senaryolar.Bilmem nedendir ama hep ilginç geldi Liar game'in bu yönü bana.Her neyse.Yazımın sonlarına doğru 'Ee herşey tamamda aşk yok mu, aaşkk? dediğinizi duyar gibiyim.Malesef öyle sevgi böcekleri, aşk pötürcükleri yok bu dizide.Zaten olmadığıda çok iyi olmuş kanımca.Nao ve Akiyama'nın oyun harici hiçbir konuşmasına hemen hemen şahit olmasak da, onların arasındaki çekimi, sevgiyi ve güveni hissedebildik.İşte bu da diziyi sevmemi sağlayan bir diğer sebep. Ben ki romantizmin her dozunu seven insan, bu kadar saklı kalmış bir aşkı nasıl sevdim ve bağrıma bastım gerçekten şaşkınım.Ama kesinlikle bu ikili benim efsanevi ikililerimden oldu.Her kareleri, her bakışmaları bana ayrı bir güzel ve anlamlı geldi...Yazımın sonlarına doğru gelirken Nao'ya pek kızmamanızı rica ediyorum.Başlarda bende ona öfkelenip öldürme meilimli olsam da o insanları değiştirme gücüne sahipti dizide.Ve onun yüzünden mutlu son görmek içimi rahatlatıyordu her seferinde.O yüzden fazla kızmayın ona ve oturup izleyin bu güzel mi güzel, adeta dehalıkla yazılmış diziyi.



Süper yalancı ve süper iyinin birleşimi sizce nasıl olurdu? İzleyin ve görün..




Kendimi tanıtmama izin verin..
Ben blog yazarınız, Cemre.
Eğer bunu sonuna kadar okumuşsanız bu demektir ki, Yalancı oyun'u izlemeye karar verdiniz, öyle değil mi? 
Bu kararın iptali, kabul edilmeyecektir.
Şimdi koltuğunuza oturup yalan oyununun ilk bölümünü başlatabilirsiniz.
İyi seyirler dilerim...






Selam! Wattpad hikayeme göz gezdir ---> Kralın Kalbi




.................................................................................




Skip Beat / İntikam için gidilen her yol mübahtır..


Geldik yeni dizi yazımıza daha.Bayaaadır yeni bir şeyler paylaşmıyorum mazur görmek lazım koşturmaca falan tutup doğru dürüst açamadım bloğu.Tekrardan affınıza sığınıyorum ve geçiyorum dizimizin tanıtımına.Skip beat bilindiği üzre animesinden diziye çevrilmiştir.Bence kişisel olarak önce bir animesi izlenip karakterler üzerinde daha şirin bir duygu edinilmesi, sonra dizisiylede kanlı canlı görselliğe vurulması gerek çünkü bazı animeden bozma havaları mevcut dizinin, buda anime sevmeyen ve izlemeyen biri için ilk bakışta saçma ve iğreti durabilir.Aslında animesi bana göre daha iyiydi ve diziyi sevmem, izlememdeki tek ve tek neden o heykelden bozma Siwon yaratığının olmasıydı.Adam bir kere daha ağzımın suyunu akıttı vesselam.Kendisini sevgi ve saygıyla anıyorum şuan.Analar ne çocuklar doğuruyor bee! Neyse konudan azıcık saptım sanki.Efendim dizinin konusu biraz gıcık zaten.İşte ihanete uğrayıp yıllarını bir pislik için harcayan zavallı kızcağız ve tamamen bir dallama olan oğlanımız var.Kızı yıllarca kölesi gibi sadece onun eli kolu hizmetcisi olsun diye kullanmış, tabi kızımız bunu öğrenince açmış ağzını, etmiş yeminini.Seninle eğlence söktöründe kozlarımızı paylaşıcaz, intikamım acı olucak oğlum! Bekle beni!! diyerek şiddetli yeminini edip atmış kendini şöhret yollarını.Daha sonra yakışıklı Siwon'umuzla tanışıyor oda bir oyuncu tabisi.Böyle başlıyor dizimizin enteresan intikam hikayesi...



Oğlana acayip sinir oldum.Öyleki sonuna kadar abicim böyle kızı kullanmasının ve yüzüne ne gelirse söylemesinin kesin bir nedeni vardır ve sonunda çıkar diye beklemeyin.Karaktersizin teki çünki! Ve öyle kalmayada devam etti.Kızımızda şirin bişey.Ben oyuncuyuda sevdim açıkcası.Hele saçını kısacıık kestirdiğinde çok çok şeker olmuştu..Özellikle o tepindiği, oğlanı her gördüğünde veya onunla ilgili bir şey duyduğunda kara sislere büründüğü yerler gerçekten komik.Yalnız tabiki animesinde daha çok eğlenmiştim bunu şiddetle vurgulıyım!! Her neyse ben animeye sapmadan dizi yönüyle devam edicem yazıma.Kızın annesinin onu neden sürekli terkettiği kısımlar detaylı girilmemiş.Öyle her allahın günü çekip giden bir kadın tiplemesiydi.Bir süre sonra sinirimi bozdu bu.Oğlanı neden bu kadar bencil olduğuda verilmemişti.Doğasından heralde diyip geçtik.Aslında halbuki kıza çocukluktan bir sempatisi, sevgisi vardı ama neden böyle oldu bilinmiyordu.Bir Ceo vardıki sormayın gitsin.Acayip komik ve yaratıcı bir karakter.Siwon'un menejeride (İsim vermiyorum çünkü tamamen kafa karışıklığı!) aynı şekilde çok tatlıydı.Öyleki dizide en çok onun ruh halleri, hayalleri ve mimiklerine güldüm.Adam çok şekerdi yav.




Üzerinde durulması gereken o kadar çok karakter varki aslında hangi birini yazssam bilemedim dizi sadece aşk değil, arkadaşlık, aile ve sevgi kavramınıda işlemişti.Hatta bunlar daha yoğundu diyebilirim şayet sonlarına kadar aşkı pek net bir şekilde göremedim.Ki sonunuda beğendiğim söylenemez.Hatta sinirle 'Bu ne be böylemi bitti şimdi!' diye kapatmıştım.En azından animedeki kadar saçma bir son değildi.Hiçbirşeyi kesinleştirmeden bitirdikleri gibi elde tutulur bir şeyde yoktu yani (bkz:Kiss scene) En azından dizide hayalde olsa onun gerçekleştiğini gördük.Ne diyim umarım animesinin 2.sezonu (artık umudumda kalmadı ama) gelir de bu havada kalmış son olayından kurtulur güzelim anime.Yoksa vay haline vay.Biliyormuydun bu sonu diyicek olursanız evet biliyordum ama ben ne biliyim orjinalinden sapıp seyirciye istenileni verirler diye düşünürken gel sen kocaa kiss sahnesini hayalden ibaret yap! Ay vazgeçtim yazmıyorum Siwon'un yakışıklılığını göz doldurucu oyunculuğunu falan! Onun için devam ettim, onun için bitirdim ama pişmanmıyım evet! Koca 15 saatimi aldı, izlemem gereken diziler yazmam gereken kitabım dururken saçma bir sona sahip, hiç bir şey alamadığım bir dizi izledim.Gel gelelim önünüzde izlenicek diziler, filmler yığılmışsa şayet...bence izlemeyin.Çünkü bittiğinde ben kocaa bir kara deliğe düştüm, boşlukta gibiyim hiç birşey vermedi bana ve sadece Siwon yakışıklılığını izleme görme şerefine nail oldum.Boş vaktiniz var ise buyrun izleyin.Yok ise benden söylemesi başka güzel dramalar sizi bekler açın onları izleyin...





Ben derim ki (Boş vaktiniz yoksa);
İzlemeyin, izlettirmeyin..




Selam! Wattpad hikayeme göz gezdir ---> Kralın Kalbi




.................................................................................